best etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
best etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2013 Salı

Tanju Okan ve İzmir

Efen'im Kadıköy'de Antikacılar Sokağı'nda bir mekandayız, Cumartesi günü; 3 Fransız, 2 Avustralyalı, 2 Türk (Fıkra anlatacağımı falan düşünmeyin) yapımı Türk işi olduğu belli olan tatlı tatlı şaraplardan içiyoruz.


Demiş ya Nam-ı Diğer Kaptan Attila İlhan: "Şarabın gazabından kork, çünkü fena kırmızıdır, kan tutar, tutan ölür."

Doğru kan tuttu resmen ama şaraptan değil çünkü bütün gece benim hiiiç ama hiiiç haz etmediğim "oldies but goldies" Fransız usülü müzikler peşimizi bir türlü bırakamadı.

O Fransız uşakları ise her yeni bir şarkıya geçişte hep birlikte, sanki öncesinden anlaşmışlarçasına, "Oooo!" veya "Wiii" tarzı şarkıları çok beğendiklerini ima eden ünlem kelimeciklerini ağızlarından fışkırtıyorlardı. (Çok belli oldu mu bilmiyorum ama Fransızlara karşı garip bir önyargı var bende; küfür olarak mesela hala İsmail abimsi 'Sarkozy'i kullanıyorum.)

Şarabın verdiği lal, hem de ay hilal, zaman geçtikçe muhabbet güzelleşti; ben de alıştım Fransız müziklerine.

Bir kaç saat sonra, gerçek müziği o Fransızlar bulacaktı aslında:

Mekan sahibi, çok kibar bir kişilik, olan abimiz "Bence müziği değiştirelim" dedi ve başladı mekanda Tanju Okan şarkıları!

Bu sefer sıra biz Türklerdeydi. Özellikle bende! Fransızları kıskandırma zamanı gelip çatmıştı!

Lakin, bana gerek yoktu ki, Tanju Okan'ın insana garip mutluluklar, garip hüzünler, garip akşamlar, garip yalnızlıklar veren müziği oradaki tüm 'ecnebileri' kapsayıp kuşatmıştı.

Mekan çıkışında, Avustralyalı arkadaşımız yanıma gelip Tanju Okan'ın CDsini nereden bulabileceğini sordu. Dedim "O halde bir dahaki buluşmada sana hediye edeceğim, insanoğlu 'Tanju Okan'sız kalmamalı!" Yoksa 'an gelir' felaket olur.

Şimde ise şehir olarak İzmir'deyiz, aylardan Şubat, İzmir hiç almadığı yağmuru bu sene kabul etmiş, kimse karşı çıkamamış.

Hatta kimse o kadar karşı çıkamamış ki İzmir belediyecilik anlayışında bildiğimiz 'sıçmış,batırmış' ama haberimiz yokmuş. Aslında haberimiz varmış ama biz aptal gibi yokmuş gibi davranmışız bunca zamandır CHP İzmir belediyesine oy vererek.

Ama o gün hava güzellerden daha güzel. Eskiden bir sıfatı olan ama şimdi maalesef sıfatsız kalan İzmir Fuarı'na, İzmir'in 'neden hala var olduğunu anlayamadığım trafiğinden' kurtulup, cehennemden cennet bahçelerine kaçarmışçasına bir hışımla girdik.

Niye mi fuardaydık o gün? Eee, Tanju Okan çağırdı bizi! O gün İsmet İnönü Sanat Merkezi'nde 'Tanju Okan Şarkıları' vardı. Harika bir orkestra, harika bir solist, harika bir dinleyici kitlesi. Solist Tevfik Rodos adeta hepimizi büyüledi o mükemmel sesiyle.

Birbirinden garip ve neşeli süprizlerin de olduğu konserde, Tevfik Rodos bir anısını anlattı: Malum, bir İzmirli sanatçı olan Tanju Okan adına, onu anmak adına, onu tekrar hatırlatmak adına, yeniden Tanju Okan bilinciyle aydınlanmak adına İzmir'de bir konser düzenlemeyi düşünmüşler. (Geç bile kalınmış, değil mi?)

Tevfik Rodos şarkı çalışmalarına devam ederken, şarkıları ha bire dinlerken, bir gün kızı "Baba, tekrar şu şarkıyı çalsana" demiş arabadayken. Neymiş o şarkı? Her Akşam Vodka Rakı ve Şarap! Peki oğlu hangi şarkının çalınmasını istiyormuş o an? Kadınım!

Şimdi ise 'yine yeni yeniden' şehirlerin sultanı 'Aziz İstanbul'dayız. Ama tepeden bakmıyoruz, gayet mütevazı bir Taksim akşamındayız. Etrafta bu sefer 2 Fransız, 1 Bulgar, 3 Türk ve 2 Alman var. (Artık bir fıkra anlatayım bari yeter!)

Fransız kız Türkçeyi az buçuk öğrenmiş, bol bol küfür biliyor tabii ki. Alkolün de verdiği yetkiye dayanarak söylüyorum gayet şirin bir aksanla konuşuyor dilimizi. Ama dedim ya Fransızlardan pek hoşlanmam, o yüzden dikkat etmeye çalışıyorum çekilmemek için onun şirinliğine.

Derken bir arkadaş yan taraftan kıza soruyor: "En sevdiğin Türkçe şarkı hangisi oldu peki?"

Ne dese beğeniriz: "Her Akşam Vodka Rakı ve Şarap!" ve "Benim en iyi dostum içkim sigaram!" Hatta başlıyor söylemeye, biz de eşlik ediyoruz elbette.

'Ah ulan kızlar' dedim Attila İlhanvari bir sesimle, içimden. 'Demek ki kızlara yazılmış şarkılar bunlar, tam tersini düşünürken halbuki'

Ah ulan kızlar! Ah ulan Tanju Okan! Ah ulan şarkılar! Ah!

Bu yazıyı yazarken neler dinlediğimi herhalde merak etmezsiniz ama yine de bir kaç örnek koyayım: