Elime adamakıllı Türkçe kitap almayalı bir ay olmuş azizim! Yok yok, hava atmıyorum; yabancı dilde kitap da okumadım, hiç kitap okumadım, korkmayın. Kitap dediğin an, bizim oranın Alkım'ı misali - reklam yapıyorum elbette- buranın Thalia Buchhandlung'u çok ünlüymüş. Kitap almasak da, eski alışkanlık, haftada bir kaç gün uğruyorum. Kitapçıda güzel hatunların varlığı da beni oraya çeken etkenlerden biri herhalde.
Kitapçıya gidiyorum gitmesine de okuyamamak büyük dert veriyor. Elektronik kitap falan da hikaye, delikanlı gibi okurum okuyacaksam, yoksa okumam, derdimle yaşarım. Yaşıyorum da.
Bir aydır kitaplar hakkında gel-git yaşayan bu fakir şimdi derinden bir 'ah' çekiyor. Çünkü memlekette okunmaya başlanıp da yarıda bırakılan kitapları düşündükçe hayıflanıyor.
Bu kitaplardan birisi Elif Şafak'ın yasak elması, pardon kitabı: Kem Gözlere Anadolu.
Lise çağlarımdan beridir Elif Şafak edebiyatına, köşe yazılarına ve kalitesine hayran olan bir kişiyim. Yıllar geçti, konferanslarına mı gitmedim, imza günlerini mi takip etmedim, bir heves bir heves sormayın gitsin.
Öyle ki, sevgili yazar, Siyah Süt'ü piyasaya sürdüğü an bir koşu gidip aldım kitabı sevgili valideme hediye olarak. Yok artık, kadınlara hitaben yazılmış kitabı da ben okuyacak değildim. Lakin, ona söylemeyin, validem kitabı okuduktan kısa bir süre sonra gizli gizli kitabı okumuşluğum vardır. O zaman anladım ki cinsiyet ayrımcılığı yapmıyormuş kitap.
Asıl cinsiyet ayrımcılığını, kendi bilincimizde, okuyucular olarak biz yapıyoruz. Aşk kitabı çıktığında, ben de dahil, bir çok insan ''erkek adam üstünde aşk yazan pembe kitap okumaz'' demişti. Ama hakikaten garip zamanlardı: Kitapçıların vitrinleri hep pembe renk olmuştu; bir ay boyunca Türkiye'de sanki her gün sevgililer günüymüş gibi bir manzara hakimdi. Neyse ki, sonunda gri Aşk'ı çıkardılar da rengimizi bildik. Gri Gandalfçılar olarak.
Mesela, bir ara, elinde pembe Aşk kitabıyla kumsalda tatilde resim çektiren hatun kişilerin varlığı o kadar popüler oldu ki acayip gıcık oldum. Nedir bu heves kardeşim? Niye başka kitaplarla poz vermiyorsunuz? Mesela, ''Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi'' ile resim çektirin kolaysa! Yemiyoo değil mi?!
Neyse ki konu cinsellik değil. Konu tasavvuf edebiyatının popüler kültüre inmesi: Bir Elif Şafak başarısı.
Elif Şafak 1994 yılında Kem Gözlere Anadolu kitabını yazmış. Yazarın ilk kitabı budur. Bunu bilmeyen sahaflarla karşılaştım. Adam karşımda ısrar ediyor: ''Elif Şafak'ın ilk kitabı Pinhan"mış falan filan. Değil! Biliniz ve eğer bulabilirseniz okuyun, ilk kitap budur.
Bulmak mesele tabii. Bu yazıyı niye yazayım yoksa?
O günkü piyasada, yanılmıyorsam, sadece bin adet basılmış olan kitaptır kendisi ve eğer Elif Şafak şu an popüler yazarlardan biri olmasaydı, belki, kolayca bulunabilirdi.
Bulmak mesele tabii. Bu yazıyı niye yazayım yoksa?
O günkü piyasada, yanılmıyorsam, sadece bin adet basılmış olan kitaptır kendisi ve eğer Elif Şafak şu an popüler yazarlardan biri olmasaydı, belki, kolayca bulunabilirdi.
Kem Gözlere Anadolu'yu bulmak için yapmadığım şaklabanlık kalmamıştı.
Bir gün, kendisi de edebiyata meraklı olan bir arkadaşım B.'den gelen bir mesajla sevindim. Bir internet sitesinde kitap açık arttırmaya çıkmış. Son gününe kadar bekledim ve sonunda büyük bir zafer sahibi oldum. Başardım!
Bir gün, kendisi de edebiyata meraklı olan bir arkadaşım B.'den gelen bir mesajla sevindim. Bir internet sitesinde kitap açık arttırmaya çıkmış. Son gününe kadar bekledim ve sonunda büyük bir zafer sahibi oldum. Başardım!
Kitap elime geçtiği an okumaya koyuldum.
Keşke okumasaydım; bitiremedim bile.
Elif Şafak'a olan güvenim sarsılmadı ama, aksine daha çok arttı. Çünkü bir yerlerde Elif Şafak şöyle demişti:
İlk kitabımı sevmem, sahiplenmemBir yazarın yazdığı her şeyle barışık olması gerektiğine inanmıyorum. Bu tıpkı insanın kendi geçmişine bakıp vaktiyle çok yanlış bir insana âşık olduğunu fark etmesi gibi bir şey. Seneler sonra insan kendi kendisine sorar, nasıl oldu da bu kadar yanlış birine böylesine âşık oldum diye. Bunun gibi bir şey yazarın geçmişte yazdığı bir kitaba seneler sonra soğuk bir nazarla bakması. Benim nezdimde en çok sevdiğim kitabım hep bir sonraki kitabımdır, yani henüz yazmadığım kitap. En az sevdiğim kitabıma gelince, onun da cevabı belli: İlk kitabım. İlk kitabım Kem Gözlere Anadolu’yu sevmem, sahiplenmem. Bence bu kitap ham bir meyveye benziyor. Hayatı ve edebiyatı henüz daha ham bir açıdan gördüğüm bir mevsimde yazıldı. Pişmeden ikram edildi. Ben bu yüzden kendi edebi miladımı bu kitapla değil, bir sonraki kitabımla başlatırım, yani Pinhan ile. Gittiğim her yerdeokurlar soruyorlar bu kitabı niye bulamıyoruz diye. “Bulamıyorsunuz; çünkü yeni baskıları yapılmadı.” diyorum. İşin tuhaf yanı yasak ya da saklı olan her şey insanların ilgisini iki kat daha fazla çektiğinden, okurlar çok merak ediyorlar benim sevmediğim bu ilk kitabın ne menem bir şey olduğunu. Sırf bunu bulabilmek için sahafları dolaşanlar, fotokopiler yapanlar var. Açıkçası ben nasıl dürüst davranıyorsam bu kitap hakkında, nasıl sakınmadan eleştiriyorsam kendimi, okurların da buna saygı duyup bu kitabı aramaktan vazgeçmelerini tercih ederim.
Velhasıl, işin özü böyle. Sevdiğim bir yazara yamuk yapmanın ıstırabını çekiyorum şu an. Şimdi ben böyle anlatınca siz kitabı cidden çok kötü olarak algılamış olabilirsiniz ama o kadar da değil, sadece Elif Şafak edebiyatına göre kötü.
Kitabı ne zaman bitiririm, emin değilim. Gelecek yaz bitmiş olur mu acaba? Bitirirsem tekrar yazarım, geri kalan sayfaları iyidir belki, kim bilir?
Elif Şafak'ın sözlerini yazdığı Uçurtmalar şarkısı Teoman'dan