4 Ekim 2016 Salı

Muhteşem Yıkılmak

Yıkılmadan durabilen adamlardan olduğumu sanmıştım.
Dimdik; vakur duruşundan ödün vermeyen, her şeyden ve herkesten bağımsız
Hatta ufaktan gözü kara,
Handiyse, bütün ismimde cesur olanların sıfatları gizliydi.
Hiç bir şehri sevmezdim, hiç bir ülkeye ait olmadım.
Dıştaki bir noktaya karşı aidiyetsizliğin verdiği özgüveni bilir misin?
Ben bilirdim,
Sadece içimdeki benliğimi sevdim, içteki ailemi sevdim, gerisini gözüm görmedi.

Dimdik; vakur duruşundan ödün vermeyen, her şeyden ve herkesten bağımsız
Hatta ufaktan gözü kara,
Ben...
Önce dizlerimin üzerine çöktüm.
Kim nasıl niye dövdüyse beni,
Kıpırdamadan öylece bekliyorum,
En ufak bir rüzgar uğultusu
Korku veriyor

Bir film sahnesi düşün,
Karşımda ayakta sen
Dizlerinin üstünde sana bakmaya kıyamayan ben
Bir kaç sonbahar yaprağı
Üstüne
Yıkılmaya hazır

İşte bu sapsarı bir aşktır,
Ne muhteşem bir yıkılmaktır!



24 Temmuz 2016 Pazar

Hoşgeldin

"Bu geceyarısında, o geceyarısında, her geceyarısında, kimbilir hangi yapayalnız geceyarısında..."

Ah bu cümleciği okuyup okuyup, tekrar okuyup, bunaltıcı kalp ağrıları çekmedin mi sanki?

Sevdiğim o yazara sarılıp uzun uzun ağlamak istiyorum. Nerede ağladığım önemli değil: Deniz kenarı, ay ışığının vurduğu eskimiş lokantalar, paslanmış metro vagonları...Kötü kahkahaların olmadığı bir yer olsun, yeter.

O sevdiğim yazara sarılıp ağlarken gömleğinin üzerine düşen damlaların mutluluk gözyaşları olduğunu da söylemek isterim kendisine. Dünya'nın kutbuna sahip o insanın 'buraya gelirken üzüntülerinizi atın da gelin' demesi gibi, üzüntüler onu da hüzünlendirirmiş çünkü; üzülmeye gelmedik ki Dünya'ya, artık zevk zamanı, bol kahveli, bol kahkahalı.

O yazar da üzülmesin, bilsin ki mutluluktan ağlıyorum. Aslında ağlamıyorum, kimse duymuyor, kimse duymayınca o ağlamak sayılmıyor, hıçkırıkları illa birinin duyması lazım. Kendi kendine ağlamaya özümseme deniyor. O duyguyu, o üzüntüyü,o aşkı özümsüyorsun. Sadece kendinlesin, Tanrı ile başbaşa, kimseye bir şey açıklamak zorunda olmadan ağlıyorsun.

Ama ben ağlarken o yazarın da görmesini istiyorum. Bilsin ki bütün bu kalp ağrıları sona erdi. Yeni ağrılara geçiş yaptım, acısı az, tatlısı bol ve bereketli olsun diye de dua ettim, garip ama hüzünlü bir garip boyut değiştirmesi yaşadım.

Birdim, iki oldum; tektim, çoğaldım, sarıldım, ağladım.

Halbuki yeni biri değildi ki gelen. Zaten içimdeydi. Arıyordum, bulmuştum, ışıklar söndü, kaybettim, tekrar buldum, oradaymış, bana bakarken ışıldadı, bayıldım, kendime geldiğimde fark ettim. Hiç kaybetmemiştim ki aslında. 

Geçmiş zamanda yaşanmış büyük bir aşkın ikinci versiyonuymuş. Ana karakterler biraz beklemiş, geri gelmiş.

Hoşgelmiş..
Hoşgeldin...

14 Temmuz 2016 Perşembe

Lal*

Bu nasıl bir sırdır
Gecemin karanlığında
Kahkahalarını üstümüze saçan ışık
Hüzünlü şarkılarını söylüyor
Rüyalarıma giren suskun kadın
Doğup hep başkasına büyüyor
Dolunaya uzanıyor
Islak sarmaşık

Bir deniz kızının hikayesi
Ancak bu kadar kumral olur
İltifat muhteşemliğinde kırılır
Sıkıntı verir bakabilmek
Tam gülecek iken ıslanırım
Göz yaşlarım hep
Karmakarışık

*Şiirin henüz bitmediğini hissediyorum, nedense...

Bu şiiri yazarken ne dinledim? 
Wasting My Young Years - London Grammar
Bu şarkıya resmen aşığım!

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Dön Dansöz Dünya

"Gökyüzünde ay döner, gün döner
Ya ben nice dönmeyeyim."

Bazen bir an geliyor, gözlerime diyorum ki 'işte şu gördüğün şeyi lütfen unutma, nereye kaydediyorsan kaydet, çünkü bir kaç dakika sonra bu anın büyüsü bozulacak, hiç yaşanmamış gibi olacak, unutma onu, hep hatırla, hep hatırlat!'

Ama insanoğlu işte, unutan varlık. Zamanla o anın müziği yavaşlıyor, rengi ufaktan soluyor; hikayenin kahramanları bir müddet sonra birbiriyle karışıyor, simalarındaki mimikler, belki kahkahalı, belki ağlamaklı, hepsi gidiyor, gidiyor.

Günlük hayatta kayboluyor hatıralar ama eğer sizi etkilemişse o anın gücü, gündelik yaşamda hatırlanması zor olsa da, rüyalarda tekrar kendini gösteriyor, o anın tıpkısı kalitesinde. O zaman diyorum ki kendi kendime: 'Unutmamışım' Peki nereye kayboluyor hatıralar rüyalar sona erdiğinde? Pek bilinmiyor. Kafada kalmadığı besbelli. Sanırım kalbe yazılıyor o güzel hatıralar. Kalp rüyada açığa çıkıyor, kendisini aşikar ediyor, 'bende o hatıraların da varlar!' diyor, 'yeis bataklığına sakın düşme!' diyor, 'o anlar ve o anların sende oluşturduğu duygular hepsi çoktan içinde' diyor.

Bize düşen kafamızın içine bakmak değil, kalbimizin içini açıp bakmak. Acaba neler oraya kaydedilmiş? Hangi müzikler, hangi çığlıklar, hangi aşklar, hangi görüntüler...

Kaybolmasın istediğim o kadar güzel hatıra var ki hayatımda. Hiç biri kalmıyor sonra.

"Vücudum dönmedi kendi etrafında ama gözlerim, midem, ruhum o insanların, o müziklerin etrafında pervane gibi döndü."

13 Mayıs 2016 Cuma

Unutmamak İçin*

Ne yapıyorsun?
Şiir ezberliyorum
Senin için
Hani dünya pür kıyamet oynarsa
Başını sokacak sakin bir yer bulunmazsa
Kahvehaneler bir bir boşalırsa
Nazını çekecek kimin
Kimsenin
Olmazsa
Hemen kapıma gelirsin
Uzun şiirler dökerim diye
Sana

Ne yapıyorsun?
Şiir ezberliyorum
Unutmamak için
Olur ya kitaplar silinir
Bir bir
Yok olmaya yüz tutmuş
Bir kaç sayfa şiir
Ağlatır
Gözyaşı neymiş ki?
Unutmamak için
Seni
Ezberliyorum
Şiir

*Bir bahar mevsimi yazılmıştı, ama hangi seneydi, hatırlamıyorum.

10 Mayıs 2016 Salı

Biri*

Biri geldi
Biri geçti
Biri geldi
Biri geçti
Bakındım
Biri geçti
Biri geldi
Biri geçti
Biri geldi
Biri geçti
Biri geldi
Bekledim
Biri geldi
Biri geçti
Biri geldi
Biri geçti
Biri geldi
Biri geçti
Biri geldi
Biri geçti
Biri geldi
Biri geçti
 Bir sen geçmedin!

*Farklı biçemsel şiir denemeleri
**Kim bilir kaç sene evvel yazılmıştı
***Hakikati yansıtır