30 Mart 2015 Pazartesi

Mart Da Geçer Ya hu!

Bahar bu sene geç gelmedi mi yahu? Hadi İstanbul'u geçtim, İzmir'e bu zamanlar baharın değil yazın gelmesi lazımdı, o da olmadı. Benim de normalde Mart sonlarına doğru beremi çıkartmış fötr şapkamı takmış olmam lazımdı, daha dün aşağıya bara indiğimde ilk defa şapkayla indim.

Daha bir kaç gün önce acaba balkona hangi çiçekleri eksem diye düşündüm. Gerçi, eninde sonunda alsam yine Fesleğen alacağım. Bu kışın çoğunu İzmir'de geçirdiğimden ve bizimkiler neredeyse her hafta yeni bir Nergis demetiyle eve vardıklarından benim için bu sene İzmir ile Nergis kokusu bütünleşti. Şimdi en azından Kadıköy ile başka bir kokuyu bütünleştirmeliyim ki her mevsimin kokusu farklı olsun canım!

Koku dedim de aklıma geldi. Malum iki ay önce uzun zamandır ara verdiğim yogaya başlamıştım. Merhum OSHO meditasyon hocam Nirava'nın da bana öğütlediği gibi bol bol Nadabrahma Meditasyonu'nu yaptım. Özellikle meditasyon yaparken tütsü yakıyorum genelde. Bu sebepten baharın kokusu benim için, sanırım, tarçın ve sandal kokusu olacak bu sene.

Daha bir kaç gün önce 'artık bahar temizliğinin zamanı gelmiştir' diye düşündüm. Sonra bu sabah kalktığımda baktım ki ev arkadaşım M. salonu tuvaleti falan temizliyor, dedim içimden 'Bu sene de bahar temizliğini başkası yapsın aq! Bahar geliyor da sadece bana mı geliyor!'

Yani, ıkındık sıkıldık, doğalgazı yakmadık ama baharı getirdik sonunda! Hayırlı olsun!

Balık burcu dönemi de bitti, yeni bir enerjiyle Koç dönemi başlasın inşallah.

Aslında bu yazıda Mart'ın bitişini kutlamak amacıyla benim için 2015 kışını simgeleyen şarkıları söylecektim fakat yine saçma saçma konuştum.

Anlatacağım çok şey var ama güzel bir zaman bulup şuracığa yazabilmek nasip olmuyor şimdilik. Yine de bu ay epey yazı yazdım bence. Neyse ki blogumu okuyanlar belli insanlar, dostlarım, sevdiklerim; haliyle az çok hayatımda ne var ne yok bilen insanlar.

Hah, şarkıları paylaşacaktım değil mi?

İşte bu kış ha bire dinlediğim parçalar, ya da şöyle demeliyim: Bu kış bol bol kendilerine sığındığım parçalar.

Nu - Man O To 
(Sevgili K. sağ olsun, beni bu şarkı ile tanıştırdı. Rumi'nin şiiri. Ben ve Sen)

Oi Va Voi - Yesterday's Mistakes
(İzmir'deyken bir kaç defa alakasız yerlerde karşıma çıkınca takıldı kaldı aklıma, gerçi çok da iyi oldu!)

The Cranberries - Ridiculous Thoughts
(Ergenliğe dönmek lazım geldi arasıra. Olsun, geçmişe dönmek bazen insanı sağaltıyor.)

Mercan Dede - Nerdesin
(Bu sene Azam Ali ile beraber doldurdu dede yürekleri aşk ile!)

Blondie - Maria
(Gizemli bir anıyı hatırlattığı için hiç vazgeçemediğim parçalardan. You've gotto see her!)


Gipsy Kings - Trista Pena
(Youtube yorumlarında biri şöyle yazmış: Cuando estoy triste, no quiero hablar, busco tranquilidad con esta cancion. Aynen tatlım ben de!)

Karlos ile Yaren - Yanarım
(Pek arabesk takılmayı sevmem ama bu kış bunu çook dinledim nedense. Bu arada dizinin içine sıçtılar hep beraber, bravo!)

Halil Sezai - Kafası Kendinden Bile Güzel
(Yaaa harika şarkı değil mi?!)

Pearl Jam - Black
(Her sene olduğu gibi bu kış da kendisine sığındığım harikalardan. Diğerlerinden bıksam da Black'den bıkmam!)

22 Mart 2015 Pazar

Naklen Aşk

Ellerinde ithal biraları, karanlık bir bar köşesinde iki genç birbirleriyle konuşuyor.

"Herkes üniversite okumak zorunda değil, herkes sanatçı olmak zorunda değil; kimileri usta olacak, kimileri şoför olacak, temizlikçi olacak."

Yani kırk yıllık muhabbeti hala devam ettiriyorlar.

Ama onlardan hiçbiri usta olmak istemiyor, şoför veya temizlikçi olmak istemiyor. O meslekler o akşam o bara giremeyecek olan insanların işleri.

Çünkü bu gençler daha iyilerine layık.

Çünkü bu gençler o akşam o barda bulunan diğer insanlar gibi naklen aşk istiyorlar, naklen iş istiyorlar.

İşte o yüzden,

Ellerinde ithal biraları, karanlık bir bar köşesinde iki genç 'hala' birbirleriyle konuşuyor.

Marianne Faithfull - Who Will Take My Dreams Away dinledim elbette.

11 Mart 2015 Çarşamba

Geceme İnat

Yıldızların yok olduğu gün de böyle olmuştu,
Parmaklarımın titrek boğumlarına bakakalmıştım,
Parmaklarıma değil işaret ettiğime bakın diyenlere inat,
Ellerinden zemzemleri fışkırtanların yanındaydım!

Yüzüm buz tutmuştu,
Buzdağlarının görünmeyen yüzü kadar
Benim görünen nefretlerim vardı,
Öfkenizi içinize atmayın diyenlere inat,
Aslanın ateşinden son anda kurtulmuşum ben, berbat!

Sen, saçlarının bir kısmını salmış,
Bir kısmını toplamış beyaz gece!
Muntazam dağınıklığından kime ne?
Lütfen bana en sevdiğin rengi söyle!
Yıldızların yok olduğu günden üç sene önce
Tılsımlı bir şiir yazılmıştı geceye
Varsın komşular rüyalarını hayra yorsun
Her şerde bir hayır vardır diyenlere inat
Tam üç kere
Hayır, hayır, hayır,
Haykırmaları
Güneşin battığı yerden Poyraz Rüzgarı'na
Kesik kesik selamlarını çaktı
Tanrı bile bu kadarını yapamazdı.

Yıldızların yok olduğu gün de böyle olmuştu,
Bakıp bakıp pörsümüş resimlere
Sen hangisisin diyenlere inat,
Bu dava benim demiştim,
Yine de seni beklemiştim

Çoğunlukla "Estatic Fear - Chapter IV" eşlik eder zaten...

9 Mart 2015 Pazartesi

Gerek

Kasmanın ne gereği var? Ya Amerika'yı yeniden keşfetmenin? Orada keşfedilmişi varsa eğer, aynı yolda ölmenin ne gereği var?

Öleceksek başka yolda ölelim...

Gereksizliğe sürükleyen bir şarkı, çocukluğumuzun şarkısı: The Cranberries - Ode To My Family

7 Mart 2015 Cumartesi

Mart Kedisi Gibi

Mart kedisi gibisin kardeşim,
Bağırdıkça çoğalan, çoğaldıkça bağıran
Bohem 'Le Chat Noir' soğukluğu
Bİlinmeyen bir dilde konuşan
Kara kediden korkuyorsak eğer
Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!

Caetano Veloso - Cucurrucucu Paloma (Hable Con Ella)

6 Mart 2015 Cuma

Tehlikenin Farkında Mıyım?

"Kimisi" demişti çağımızın büyük düşünürlerinden biri "Kimisi hafızasına tapar."

"Şu olayı hatırlıyor musun, der. Şu yılda şu yarışmayı şu ülke kazanmıştı, nasıl hatırlamazsın, der. Şu siyasetçi şu vakit şöyle söylemişti ama bak bu vakit böyle söylüyor, der."

Hafızasıyla övünür, ister bilerek ister bilmeyerek.

"Kimisi ise zekasına tapar. Çevresindekilere zeka oyunları sorar, matematikte ustadır, 'bakın siz bilemediniz ama ben bunu ilk bakışta çözmüştüm' der.

Zekasıyla övünür, ister bilerek ister bilmeyerek.

"Kimisi ise şefkatine tapar. Etrafındakilere o kadar şefkat bocalar ki oradaki herkes bu rahmet karşısında boğulur, ezilip büzülür."

Şefkati ile övünür, ister bilerek ister bilmeyerek.

Putlarımızı istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Kimisi paraya tapar, kimisi cinsel gücüne. Kimisi güzelliğine tapar, kimisi aydın görünüşüne. Kimisi akademik kariyerine tapar, kimisi kibarlığına. Kimisi aşkına tapar, kimisi arabasına.

Kapitalist çağda yaşıyoruz. Tapmak için neden bulamasak da biri gelir bize tapılacak rol modellerini bir bir sıralar. Biz de kanarız, safız ya!

"Örneğin bu elimde görmüş olduğunuz model son yılların oldukça popüler putudur. Ben bunu tam iki bin kişiye sattım. O zamanlar bu putu elde etmek pahalıydı, şimdi görece ucuzladı. Haydi, senin hatrına fiyatı biraz daha indiriyorum. Kaynım gelse bu fiyattan vermem ona göre, senin güzel gönlün için güzel abicim"

Kabenin içindeki putları Hz. Muhammed ve Hz. Ali teker teker yıkmış derler. Kabenin içi boşaltılmıştır, putlarından arındırılmış. O yüzden secde o tarafadır, putsuzluğa.

Boşluğa..

Sessizliğe...

Aşk bile put olmuştur Yunus Emre için. O yüzden kendisi "Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni!" demiştir.

Tabii öncelikle aşkı put edinmek gerekir, onun için önce 'Aşık Yunus' olmak gerekir. Hace Bektaş Veli'den nazar alıp Taptuk Emre'nin dergahına dümdüz odunları taşımak gerekir.

Kendime soruyorum, neleri put edindim, bilerek veya bilmeyerek.

Cevap çok, sonuç yok.

Oldukça tehlikeli bir hal, değil mi?

Amaaaan,

Varsın öyle olsun be... "Meyhaneci...koy, içki koy ya!"

"Doldur be meyhaneci, boş kalmasın kadehim!"

Hem Osho ne demiş? "I am not believer in fasting, I believe in feasting!"

Değil mi ya!

Ahahahah, çok tehlikeli çoook!

Shivaree - Goodnight Moon dinledim elbette

5 Mart 2015 Perşembe

Ahir Zaman Hisseleri

Öyle zamanlarda yaşıyoruz ki

Doların yükselmesi

Herhangi bir insanın miracından

Daha mühim bir olaymış gibi gözüküyor.

Dünya'nın nesnesini, öznesini karıştırdık!

Frank Zappa - Bobby Brown Goes Down gelsin...


4 Mart 2015 Çarşamba

Balıktan Burç Mu Olur?

Olmaz yahu, hakikaten olmaz!

Benim güneş havada, yükselen suda, ay ise yine havada olunca iki hava bir suya karşı 'bizımle deyılsın!' diyip diyip duruyor, durduramıyoruz.

Toprağı, ateşi zaten atmışım bi kenara, su ile uğraşmışım ömrüm boyunca.

Suya isim yazmaya çalışmak gibi oldukça gereksiz işler silsilesi...

Yükselenim Yengeç olduğu için su gruplarının ne kadar gereksiz olduğunu biliyorum, hakeza Balık Burcu'na da aynı şekilde garezim var.

Yalan olmasın, Balık erkeklerini severim, biraz safiyane bir bilinçte oldukları için onları kırmamaya çalışırım, çalıştıkça yapılarına daha çok alışırım, sonra bakmışım ki iyi arkadaş olmuşum.

Severim Balık erkeklerini, delikanlı elemanlardır.

Ama Balık kızları yok mu?!

İşte, onlar da beni severler!

O yüzden tanışıp burcunu öğrendiğim Balık burçlu kadınları titizlikle incelerim.

Günü geliyor bana aşık oluyorlar çünkü!

Ya da titizlikle incelediğim, üzerlerine çok düştüğüm için böyle olmuş olabilir, bilemedim şimdi.

Her halükarda, balıktan burç olmaz! Buğulama olur! Böyle biline..!

Beatsteaks - SaySaySay 'i dinledim elbette, ya bir de Sia - Chandelier 'i sevmeyen var mı ulan?

2 Mart 2015 Pazartesi

Ergenler Arası Diyalog

"Hani geceleri iki aşık birbirlerini düşünürken hüzünlenirler, balkona çıkıp aynı anda pırıl pırıl parlayan dolunaya bakarlar ya..."
"Evet?"
"Sikeyim öyle romantizmi!"

'Ah kaldırımlar biliyor, bir devir muhteşemdik' diyen küt saçları sarıya boyalı orta yaşlı kadınlar; ellerinde rakıları, sigaradan kısılmış sesleri. Ne yalan söyleyeyim, beni çok korkutuyorlar!

Ram Jam- Black Betty ve Duran Duran - Come Undone eşlik ettiler.