16 Mayıs 2016 Pazartesi

Dön Dansöz Dünya

"Gökyüzünde ay döner, gün döner
Ya ben nice dönmeyeyim."

Bazen bir an geliyor, gözlerime diyorum ki 'işte şu gördüğün şeyi lütfen unutma, nereye kaydediyorsan kaydet, çünkü bir kaç dakika sonra bu anın büyüsü bozulacak, hiç yaşanmamış gibi olacak, unutma onu, hep hatırla, hep hatırlat!'

Ama insanoğlu işte, unutan varlık. Zamanla o anın müziği yavaşlıyor, rengi ufaktan soluyor; hikayenin kahramanları bir müddet sonra birbiriyle karışıyor, simalarındaki mimikler, belki kahkahalı, belki ağlamaklı, hepsi gidiyor, gidiyor.

Günlük hayatta kayboluyor hatıralar ama eğer sizi etkilemişse o anın gücü, gündelik yaşamda hatırlanması zor olsa da, rüyalarda tekrar kendini gösteriyor, o anın tıpkısı kalitesinde. O zaman diyorum ki kendi kendime: 'Unutmamışım' Peki nereye kayboluyor hatıralar rüyalar sona erdiğinde? Pek bilinmiyor. Kafada kalmadığı besbelli. Sanırım kalbe yazılıyor o güzel hatıralar. Kalp rüyada açığa çıkıyor, kendisini aşikar ediyor, 'bende o hatıraların da varlar!' diyor, 'yeis bataklığına sakın düşme!' diyor, 'o anlar ve o anların sende oluşturduğu duygular hepsi çoktan içinde' diyor.

Bize düşen kafamızın içine bakmak değil, kalbimizin içini açıp bakmak. Acaba neler oraya kaydedilmiş? Hangi müzikler, hangi çığlıklar, hangi aşklar, hangi görüntüler...

Kaybolmasın istediğim o kadar güzel hatıra var ki hayatımda. Hiç biri kalmıyor sonra.

"Vücudum dönmedi kendi etrafında ama gözlerim, midem, ruhum o insanların, o müziklerin etrafında pervane gibi döndü."