1 Haziran 2015 Pazartesi

Siz de mi 'Üstad'sınız Yoksa?

Kapitalizm çok basit bir şey, demişti yaşlı bir bilgenin biri: "Ne istiyorsun? Hemen hazırlayalım, paketleyelim, satalım." Bu kadar basit!

Gerçekten öyle. Mesela,

Eskinin boyama kitabı şimdi oldu 'Mandala' kitapları! Çocukken pastel boya ile tavşan, ördek falan boyardık; şimdi büyüdük, olgunlaştık, ruhumuzu doyurmak için yine aynı pastel boyalar ile Mandala'ları boyamamızı istiyorlar. Koca kadim Mandala'lar ayağa düştü.

Eskinin mürşitleri, alimleri oldu şimdinin 'Yaşam Koç'ları! Epey önce bir sorunu için dua almaya edebiyle giden bizler bu modernist çağda edepsiz bir şekilde parasıyla 'yaşam koç'ları tutuyoruz. Tutulacak başka bir dal kalmadığından olsa gerek.

Bu modern çağda astrolog olmak istersen gidiyorsun Caddebostan'daki bir okula iki sene içinde muntazam bir astrolog olarak çıkıyorsun. Sonra? Gelsin paralar...

"Bütün dinler çağ dışı kalmış, ne yapmak lazım?" diyor ve Yogi olmaya karar veriyor artık bu devirde sarışın, ince belli, harikulade kızlar. Gidiyorlar Fenerbahçe'deki kursa üç sene içinde 'üstad' olarak çıkıyorlar. Lastik gibi bir o tarafa esniyorlar, utanmıyorlar, bir de öbür tarafa esniyorlar. Hindistan'daki asıl yogilerden bi-haberler; yoga felsefesini belki de hiç duymamışlar.

Peki Tantrik seks partneri arayanlara ne demeli? Onlar da tüketim çılgınlığına kapılmış gidiyorlar. Çünkü bu modernist çağda terimler değişti. Eskinin 'fuckbuddy'sinin yerini 'tantric sex friend'leri aldı. Giriyorsun bir sosyal medya sitesine, var mı benimle sikişmek isteyen diyorsun. Meditasyon falan önemli değil, mühim olan kaç gol attığın elbette.

Yahu! Bu ülkede artık hemen hemen her üniversitede 'Tasavvuf Ana Bilim Dalı' departmanları var. "Tasavvuf üniversitelere girmeli!" diyen aydınların kastettikleri bunlar olmasa gerek.

"Garip olan ne biliyor musunuz?" demişti yaşlı bir bilgenin biri. "Garip olan gerçek sufilerin susması. Onlar susuyorlar; diğerleri konuşuyor, dedikodusunu yapıyor. Gerçi, konuşanlar susanların borazanı ama, o başka bir konu!"

Artık herkes oyuncu, herkes yazar, herkes siyasetçi, herkes futbolcu. Herkes yoga üstadı, herkes mürşit, herkes master, herkes şifacı, herkes eksantrik, herkes modern, herkes sufi, herkes sporcu, herkes filozof. Bütün iş artık 'title'ların değişmesiyle bitiyor.

Cemal Süreya'nın şiiri gibi:

Bütün mimarlar yüksek, mühendisler de
Bir sen kaldın alçak mimar ey Sinan Usta!

Cecilia Bartoli -  Ombra Mai Fu 
(Handel'in Serse operasının başlangıç aryası, resmen ağaçlar üzerinde gezen esintiyi hissediyorsun, değil mi?)