Getiğimiz aylarda gönüllü oynadığımız Yunan tiyatrosunda prova öncesi öyle gelişigüzel sohbet ederken muhabbet konusu Osho'ya gelmişti. Benim böyle tasavvuf, mistik, ezoterik ve meditatif alanlarla ilgilenmemin başlıca sebebinin Osho olduğunu söylemiştim. Hatta her gece yatmadan önce düzenli olarak Osho'nun kitaplarını okuduğumdan bahsetmiştim, bir nevi ninni niyetine. Orada M. şaşırmıştı: "Gerçekten mi? Her gece?" Yaptığımın biraz garip olduğunu o an anladım. Fakat ikinci bir şey daha anlamıştım, ilkinin hediyesi olarak: Osho benim her zaman sığındığım bir ruhtu. Mutsuzsam Osho'ya sığınırdım, şımarıksam yine ona, sarhoş olduğumda o ayılmamı sağlamıştı, ağladığım zamanlar yine Osho yardım etmişti bana, aşık olduğum zamanlarda da.
Sonra yine düşünürdüm, özellikle ılık yaz gecelerinde: 'Osho'dan başka sürekli sığındığım bir ruh var mıydı?' Elbette vardı! Dolusuna bereket! Bunların bir kısmı bana kalsın, bir kısmını ise sizle paylaşayım.
Örneğin, Sezen Aksu sürekli sığındığım ruhlar arasına ilk ona girer. Hakeza Eddie Vedder da. Hermann Hesse'nin Siddhartha'sı ve Kazancakis'in Zorba'sı da. Alev Alatlı külliyatına bol bol sığınırım. Sakız reçeline de, esmer kızlara da. Attila İlhan şiirlerine, Selim İleri öykülerine de.
Aşağıdaki videolara da bazı bazı sığınmadığımı söylesem yalan söylemiş olurum. Biri Osho'dan, diğeri Alev Alatlı'dan. İzlemediyseniz bunları ayıp lan size!
Osho: Yes, We Celebrate Death Too
Alev Alatlı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Konuşması
Eddie Vedder ve Johnny Depp - Society (Hadi bu da ödül olsun!)