dede korkut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dede korkut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2013 Salı

Tasavvuf Sohbetleri

Uzuun zaman önceydi. Hatta o kadar önceydi ki bir odada iki kişi kaldığımız, fakir ama gururlu günlerimizdi. Henüz yıllanmamış hayallerimiz, hiç söz dinlememiş gençliğimiz, ağarmamış aydınlıklarımız, kireç tutmuş çaydanlıklarımız vardı. Samimi, rutubet kokan, tozlu ama Abidin Gubidin Dino'msu mutlu ve huzurlu, koyu, pis pastel renklere bürünmüş bir evde hüküm sürüyordu krallığımız.

Neden sonra kapitalizme yenik düştü bu bedenler, onu pek hatırlamıyorum! Hep bulanık hatıralar, sanki unutulmak istenmiş gibi...

Yuh! Blogda edebiyat yapmayı sevmem demiştim, yapanı da sevmem! Babasını da sevmezdim. Haa, anasının başımızın üzerinde yeri var!

Neden böyle bir girişle başladım bilmiyorum. Hah, hatırladım: İşte ben öyle bir krallıkta iken tanıştım onunla veyahut duydum ismini. Dedim ya, çok net değil hatıralar.

Evet, blogumun bu konusu Cemal Nur Sargut.

Doğru! Hani şu televizyon programlarına çıkıp çıkıp tasavvufu o zarif hareketleriyle, o latif ruhuyla, o huzur veren sesiyle anlatan kişi.


Gerçek isminin hakikaten Cemal Nur olduğuna dair şüphelerim hep oldu. Acaba dedim 'gerçek ismi mi' yoksa 'sonradan kendisine yakıştırılan isim mi?'

Doğuştan gelen isim ise isminin hakkını çok iyi vermiş. Yok eğer sonradan verilmişse ismi, bir insanı ancak bu kadar iyi anlatabilirsiniz derim.

Bir zamanlar bir hikaye okumuştum. Dede Korkut'un hikayelerindendi bunlar. İsim verilmez diyordu alınır. Eğer yiğitlik yaparsan ismin yiğit olurdu mesela. Şimdi düşünüyorum da ne derin hikayeymiş.

Hem 'Cemal'. Allah'ın güzel isimlerinden. Dikkat ederseniz celallenmiş halini çok az görürsünüz onda. Hem de 'Nur'. Kimin konuştuğuna dikkat ederseniz eğer...

Yukarıda bahsettiğim yıllar geçip gitmişti; insanoğlu biraz değişmişti. Biraz ama çok değil.

Derken bi telefon geldi, D. den. Hadi, diyordu, bu gün Cemal Nur Sargut'un konferansı varmış hep beraber gidelim oraya.

Yanlış hatırlamıyorsam Altunizade taraflarında bir yerlerdeydi. Gittik, güzel ve ferah bir salon, epey kalabalık, önlerden yer bulduk. Deniz Arcak da oradaydı; rahatsız etmeyecek bir selam vermiştim ona, big fan of you yeahh!

Şefik Can Hoca uyarlaması Mesnevi dersiydi, zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Tabii ki benim elimde notlar, çiziktirilmiş boş sayfalar, ucu bitmiş kalemler...

Çıkarken Cemal Nur Sargut bana konferansı beğenip beğenmediğimi sordu. "Çok güzel" olduğunu söyledim. Ama asıl duygularımı yansıtsaydım koşup zıplayıp dans ederek 'eureka eureka eureka' diye bağırıp durmam gerekirdi!

Aylar geçti, yıllar geçti, renkler soldu, gün kayboldu, İlhan Şeşen'e selam oldu, yeşil ufak bir kitabı bitirdim İzmir'deyken: Dinle! Hocamınızın sohbetler dizisi kitabı.

Sonra yattık kalktık, yattık kalktık hoop İstanbul'dayız. Amerikalı tasavvuf meraklısı arkadaşımız L. hocamızın sohbetlerini çok beğendiğini söylüyor. Hatta garip bir şekilde Türkçeyi çok iyi konuşuyor, sohbetleri dinleyebiliyor ya işte o zamanlar kıskançlık mı hayranlık mı öyle ortaya karışık bi duygu bulamacı oluşuyor bende!

L.'nin yakın zamanda Cemal Nur Sargut'un sitesini Facebook'ta paylaşmasıyla bende de bu siteyi paylaşma hırsı oluşuyor ve bu yazıyı yazıyorum.

Cemal Nur Sargut'un kitaplarının basıldığı harika bir yayınevi: Nefes Yayınevi

Sitenin sol kısmında yer alan video arşivine baktığınız zaman, göreceksiniz, tasavvuf derslerinden, Fususu'l-Hikem'e oradan kültür konferanslarına dair bir sürü dersler, konferanslar bulunuyor. Hatta şanslıysanız canlı yayını takip edebilir, daha da şanslıysanız bizzat gidip sohbetlerini hocamızın yanında dinleyebilirsiniz.

Aklıma sevgili arkadaşım Y. nin geçenlerde evdeyken söylediği geliyor: "Bu şirketler, iş, kapitalizm, yorgunluk, para hep maddi zevkleri ön plana çıkarıyor, bazen düşünüyorum, çok maddi alemde seyreden bir insan oldum, insan manevi tarafını da kuvvetlendirmeli, namaz kılsam falan, en azından, iyi olur..."

Hemen sonra Kadıköy'e gitmiştik, sanırım bi kaç bira içmiş olabiliriz...

Mesele, bu karmakarışık zamanlarda kendini bulmak için yapmamız gereken yegane şeylerden biri: Sohbet!

Bu okumakla zor olur, en iyisi O'nu dinlemek...

Tavsiye ediyorum, Nefes Yayınevi'ne girip sohbetleri izleyin. Elin Amerikalıları bile yapıyorken sen niye yapmayasın!

Neler neler dinledim: