8 Nisan 2015 Çarşamba

Üç Nefes

Buyrun size bir masal: Havanın biraz puslu olup insanın içini acıtan günlerinin birinde zavallı bir Havva zavallı bir Adem'e aşık olmuş. Havva'nın başka bir heves arkadaşı bu güzel haberi Adem'e Hermes'in rüzgarı gibi söyleyivermiş: "Havva sana çok bayılmış!" Ama Adem teşekkür etmiş ve Havva'dan çok hoşlanmadığını belirtmiş. Tabii ki bu hem Havva'yı hem de Havva'nın hevesli arkadaşını epey şaşırtmış. Daha sonra bu olay üzerinden iki hafta geçtiğinde Havva'nın pek hevesli arkadaşı Adem'e Havva'nın yeni bir kişiye aşık olduğunu söylemiş. Adem ise çok düşünmeden yapıştırmış cevabı: "Eee? Sen bana Havva'nın aşık olduğunu söylemiştin, meğersem o sadece seks istiyormuş!"

Buyrun size bir fıkra: Yıllardır Sunay Akın Kız Kulesi'ne Şiir Cumhuriyeti desin dursun. Kız Kulesi Sunay Akın'a küsmüş olacak ki başkalarının kollarına çoktan girivermiş. 2015 yılı Uluslararası Üsküdar Şiir Festivali'nin ilk yılı oldu. Açılışını da Kız Kulesi'nde yaptılar. Ummadıkları ideoloji sahiplerinden böyle bir festivali görmek ve Kız Kulesi'ni onlara kaptırmak bazılarının zorunda gitmiş duyduğuma göre. Varsın üzülsünler, Kız Kulesi artık şiirler anılmaktan epey mutlu.

Buyrun size bir teşhis: Beşiktaş'ta şirin mi şirin bir barda sevgili E. ile oturuyorduk. E. öyle güzel şeylerden bahsetti ki dedim 'ben bunları bloga bir ara koymalıyım!' Mesela onlardan biri: İnsanın yaşı biraz geçkinken (yani maaaaalesef bizler, hepimiz) evlilik için etrafa kafasında binbir şart ve düşünceler ile bakınıyor. Yok boyu şöyle olsun, yok konuşması böyle olsun, yok şu bölümden mezun olsun, yok yok yok... Haliyle elimizde de yoktan başka bir şey kalmıyor böyle mızmızlanınca ama konumuz bu değil, neyse. Hatasız dost arayan dostsuz kalır derler de neyse bayramlık ağzımı açmayacağım şimdi. Lakin sevgili E.'nin iddia ettiği bir şey var. İnsan gençken bu kadar şartı, maddeyi bilmiyor; henüz tecrübesi yok çünkü, o şartları gerektirecek koşulları daha yaşamamış. Haliyle karşı cinse belli bir içgüdü ile yaklaşıyor ve o içgüdü ona doğru insanı bulması için yardım ediyor. O içgüdünün içeriği ne peki? İşte insanın yıllar sonra tecrübe edeceği yaşantısından elde ettiği o şartlar, maddeler, ıvır zıvırlar.

Buyrun bu da bonus: Yukarıda Adem ile Havva'dan bir anekdot anlatınca aklıma Osho'nun Adem elması hakkında söylediği bir şey geldi. Tabii ki koca bir sohbetten cımbızlama olacak ama yine de manalı kalıyor.

Adem elmayı yedi ama yutamadı, elma boğazına takıldı. Çünkü Adem ikiliğe düşmüş gibi hissediyordu. Onun bir parçası elmayı yutmak ve elmanın niteliğini keşfetmek istiyordu ama diğer bir yarısı ise bundan korkuyordu. Adem kararsızlığa düştü ve elma orada takıldı kaldı. Bu yüzden asla ama asla yeni Adem elmaları yaratmayın. Yapacağınız şeyleri tamamen yapın, böylece onu yutup rahatlıkla hazmedebilirsiniz.

İkilikte kalmayın diyor yani, kararsız olmayın. Bu bana bizim trafik ışıklarında yazan uyarıları anımsatıyor. Hani, kırmızıda durunuz ama karşıya geçmeye başladıysanız eğer geçişi tamamlayınız gibi. 'Kırmızı yanıyor ama sen salakmışsın, karşıya geçmeye başlamışsın, bari kararsız kalıp yolun ortasında durma, kazaya kurban gidersin Allah korusun, yolun ortasındaysan geç karşıya da bitsin bu muhabbet daha fazla uzamasın!' der gibi.

Hatta Osho şunu da diyor: "They say: Think twice before you jump. I say: Jump first and then think as much as you want."

Allah Eyvallah!

The Fray - Love Don't Die dinledim yazı boyunca