29 Nisan 2015 Çarşamba

Evin Önünde Eylem Planı

Gezi Parkı eylemlerine katılmadım, hiç bir 1 Mayıs eylemlerine de katılmamıştım. Halbuki üniversite zamanımda bayağı bir eyleme katıldım. Sanırım Gezi zamanları benim eylemlerden bıktığım aylara denk geldiğinden pek bir heves göstermemiştim.

Daha önce katıldığım eylemlerin bir sonuca ulaşmayacağını bildiğim gibi Gezi eylemleri halihazırda sürerken de mutlu sona doğru adım atılmayacağını biliyordum veyahut tahmin ediyordum diyeyim.

'An gelir paldır küldür yıkılır bulutlar' misali siyasetten çıkarsama yaparak büyük insanlık için aradığım umutlar tıpkı nam-ı diğer Kaptan'ın söylediği gibi paldır küldür yıkılmıştı. Bulutlar ve umutlar... Aynı şey.

Güncel komik siyaset bir kenarda dursun, ben Osho'nun söylediklerine kulak vereyim, dedim. Osho eylemleri çok seviyor mesela. O kadar çok seviyor ki her grubun, her partinin, her ideolojinin eylemlerine katılıyor; hiçbirini kaçırmıyor. "Yahu kardeşim ne biçim adamsın, görüşün nedir anlayalım" denildiğinde ise cevap veriyor: "Ben sizin düşüncelerinizi savunmak için eylemlere katılıp bağırmıyorum. Ben bağırmayı, şarkı söylemeyi, dans etmeyi sevdiğim için her eyleme katılıyorum."

Bağırmak, garip garip hareketler yapmak için eylemlerden daha güzel yer var mı?

Mesela, ben de Taksim'de katıldığım eylemlere siyasi bir amaç uğrundan ziyade İstiklal Caddesi gezisi için gidiyordum. Normalde caddede bir yerlere, cafelere, barlara, arkadaşlarla buluşmaya hızlı hızlı gittiğim için hiç etrafa bakamıyordum; hele de o kalabalıkta! Fakat eylem zamanı öyle mi? Yavaş yavaş, kimseye çarpma korkusu yaşamadan, hatta istediğin tonda bağırarak, civardaki eski binaları derinlemesine inceleyerek gezmek inanılmaz bir orgazm yaşatıyordu.

Neyse, diyorum ki hayatta elbette siyasi bir duruşum oldu; ölmedik, hala da amatör siyaseti yapıyoruz. Ama hiç bir zaman bir ideoloji için harbiden çıkıp bağırmadım etrafta, eylem yapmadım, herhangi bir sav iddia etmedim. Hayat görüşüm böyle. Sanırım çocukluğumdan beri herhangi bir takım tutmamam da aynı sebepten.

Bu arada ha çıkıp Taksim'de ideoloji için bağırmışşın ha gidip Saraçoğlu'na takımın için bağırmışsın. Elde var sıfır! Tabii ki insanlar bu sayede deşarj olmuş bir şekilde çıkıyorlar aktivitelerinden, o da işin hediyesi oluyor.

Hay aq! Bu kadar yazıyı niye yazdım şimdi? Konu nereye geldi yahu?

Yazıyı yazma amacım şuydu:

Bugün sevgili G.'ye 1 Mayıs'ta Kadıköy'e gelmesini, Taksim'den daha az tehlikeli olacağını lafın gelişi söyledim. Herkesin bildiği bir şey. O da bu sene çıkmayacağını, geçen senelerde çok yorulduğunu, evin önünde kendince eylem yapacağını söyledi.

Şimdi anlatacağım fikir ondan geliyor yani: Evin Önünde Eylem Planı

Herkes kendi evinin önünü süpürse memleket tertemiz olur deriz ya aynı mantık. Herkes kendi evinin önünde eylem yaparsa, bir farkındalık yaratırsa oh mis gibi bir memleketimiz olur.

Yani, evde cafelerde arkadaşlarımız arasında yaptığımız muhabbeti apartman kapısının önüne taşıyalım diyorum. Hem bir yerlere gitmemiz gerekmez, hem polis gerekmez, hem de apartmanda yaşayanlar birbirini daha iyi tanımış olur.

Fena mı olur? Bulunduğunuz muhite göre artık siz çay içersiniz mesela, biz de kapıda bira içeriz, takılırız.

Eylemlerinizi apartman kapısı önünde yapın, hatta hologram olarak yapın, daha tayyib olur.

Mötley Crüe - Dr. Feelgood dinledim bol bol