Seçim zamanları çok eğlenceli oluyor lan. Hele de şu final dönemlerinde tadından yenmiyor, bütün o sıkıntıyı içimizden alıp götürüyor.
Geçenlerde seçim arabalarının olduğu meydanların birinden geçiyorum, 'insanlık bu kadar mı çıldırmış Yaaaraabbiii' denilecek olaylara şahit oldum:
CHP standının başında duran bir kaç şişman kadın - şişman olduğu kadar sarışın ve küstah, yani tipik CHPli kadın işte, anladın sen onu- şu meşhur 'Ak dediler kara çıktı' şarkısıyla beraber ortalıkta göbek atarken; hangi partinin elemanı olduğundan emin olamadığım bir kişi elinde megafonla ''...ben gidip bizzat gördüm. Tonlarca petrol var şurada, inanmayan gitsin baksın, o petrolü satsak hepimiz zengin oluruz'' diye bas bas bağırırken; AK parti standının önüne yerleştirilen dev televizyondan başbakanın bilmemne şehrindeki miting konuşmasını o sıcakta bir sürü deli ayakta izlerken - bari tabure koyun lan, bir de çay verdiniz mi oyum sizin,işte hizmet!- çıldırmanın eşiğine gelmiş bendeniz hemen bu manyakça ortamdan uzaklaşmaya çalıştım. Zor oldu ama hala yaşıyorum.
Ama sonradan öğrendim ki bütün bu çılgın davranışların sorumlusu Merkür'ün geri hareketiymiş, zavallıların günahlarını aldım boşuna. Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp Merkür! Satürn senin de a.q. Venüs'ü ve Uranüs'ü severim yaradandan ötürü, onlara laf yok. Plüton sen artık gezegen bile değilsin, git buradan. Efendim, gezegenlerin ibneliğinden dolayı insanlık acınacak durumda. İnsanlık stres üstüne stres yaşıyor. Herkes deli!
Geçenlerde bir kafede oturuyoruz. Sokakta bir kadın avaz avaz bağırıyor. Neye bağırıyor bu yahu derken bir baktık kadın köpeğine bir güzel sövüyor hem de vuruyor. Kafede oturan elemanlardan biri kadına doğru ''Hani nerede hayvan hakları?'' dedi, demez olaydı. Kadından bomba gibi bir cevap: ''Sikerim hayvan haklarını''
Hayvan hakları dedim de aklıma Amores Perros geldi. Güzel filmdi yahu, Gael García Bernal var zaten, öperim.
Seçim zamanlarında hortlayan sosyal medya zımbırtılarına ne diyeceksiniz? Sosyal medya uzmanlarından Furkan M.(22) bu konuyu özet geçmiş, isteyen okusun. Vatandaş bak, güzel güzel siyasi içerikli mesajları yayınlıyorsun ama seçimden sonra gülücem ben sana kıçımla, bunu biliyor muydun?
Garip bir huyum vardır, düşen birini gördüğüm zaman gülmekten kırılıyorum. Mesela, merdivenlerden çıkarken biri yere kapaklansa hemen kahkahayı basarım. Sürekli gülüyorum efendim durduramıyoruz. Bazen bu huyum ters tepebiliyor: Eğer düşen kişi bir yerini incitmişse o ağrıyla beraber benim kahkahalarıma dayanamıyor basıyor küfürü. Ama en kötüsü ahirette olacak. Hani Sırat köprüsünden geçerken cehenneme gidecekler köprüden düşüyor ya o zaman sen benim halimi gör, yerlerdeyim! Gerçi ölmüşüm zaten gülmekten ölemem ya artık.
Sırat köprüsünden en son geçecek olan kişi de amma şanssız olacak yahu. Bekle anam bekle sana sıranın gelmesini. Düşünsene mesela Adriana Lima sırat köprüsünde. Herkesin gözü onda. Dünyada canlı olarak göremedik bari köprüde görelim, haydiiii...
Şu Greenpeace elemanlarına gıcık oluyorum. Normal zamanlarımda gözükmezler ama ne zaman koşturuyorum o zaman yolumu kesmek için oradalar. Her şeye de verilecek cevapları var salakların. Mesela ben nükleere karşı değilim yahu diyosun gitmiyorlar başlıyorlar bıdı bıdı bıdı. Geçenlerde yine biri önümü kesmeye teşebbüs etti. Hava zaten sıcak hiç uğraşamam, kıza ''işim var işim'' dedim. ''Niye ilgilenmek istemiyorsunuz, ne kötülüğümüzü gördünüz?'' diye sordu. Dedim içimden çattık yine, yayalara yeşil ışık yanana kadar susmayacak. Baktım konuşuyor hala: ''Renklerinizi hiç sevmiyorum!'' dedim ''Ne o öyle yeşil, beyaz falan, ıııııyyyy, iğrenç!'' Kız garip bir bakış attı 'peki' dedi ve gitti. İşe yaradı lan! Zuper!
Sınav zamanı ya, insanın saçmalayası geliyor. O değil de uzun zamandır şööyle güzelinden bir kitap okuyamadım diyordum ki bu gün öğrendim Selim İleri'nin yeni kitabı çıkmış Everest'ten: Yağmur Akşamları. Yarın gidip alırım herhalde. Selim İleri yazısı da başka bir bahara artık.
Calle 13 - Latinoamerica dinledim yazı boyunca