Mart kedisi gibisin kardeşim,
Bağırdıkça çoğalan, çoğaldıkça bağıran
Bohem 'Le Chat Noir' soğukluğu
Bİlinmeyen bir dilde konuşan
Kara kediden korkuyorsak eğer
Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
Caetano Veloso - Cucurrucucu Paloma(Hable Con Ella)
"Kimisi" demişti çağımızın büyük düşünürlerinden biri "Kimisi hafızasına tapar."
"Şu olayı hatırlıyor musun, der. Şu yılda şu yarışmayı şu ülke kazanmıştı, nasıl hatırlamazsın, der. Şu siyasetçi şu vakit şöyle söylemişti ama bak bu vakit böyle söylüyor, der."
"Kimisi ise zekasına tapar. Çevresindekilere zeka oyunları sorar, matematikte ustadır, 'bakın siz bilemediniz ama ben bunu ilk bakışta çözmüştüm' der.
Zekasıyla övünür, ister bilerek ister bilmeyerek.
"Kimisi ise şefkatine tapar. Etrafındakilere o kadar şefkat bocalar ki oradaki herkes bu rahmet karşısında boğulur, ezilip büzülür."
Şefkati ile övünür, ister bilerek ister bilmeyerek.
Putlarımızı istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Kimisi paraya tapar, kimisi cinsel gücüne. Kimisi güzelliğine tapar, kimisi aydın görünüşüne. Kimisi akademik kariyerine tapar, kimisi kibarlığına. Kimisi aşkına tapar, kimisi arabasına.
Kapitalist çağda yaşıyoruz. Tapmak için neden bulamasak da biri gelir bize tapılacak rol modellerini bir bir sıralar. Biz de kanarız, safız ya!
"Örneğin bu elimde görmüş olduğunuz model son yılların oldukça popüler putudur. Ben bunu tam iki bin kişiye sattım. O zamanlar bu putu elde etmek pahalıydı, şimdi görece ucuzladı. Haydi, senin hatrına fiyatı biraz daha indiriyorum. Kaynım gelse bu fiyattan vermem ona göre, senin güzel gönlün için güzel abicim"
Kabenin içindeki putları Hz. Muhammed ve Hz. Ali teker teker yıkmış derler. Kabenin içi boşaltılmıştır, putlarından arındırılmış. O yüzden secde o tarafadır, putsuzluğa.
Boşluğa..
Sessizliğe...
Aşk bile put olmuştur Yunus Emre için. O yüzden kendisi "Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni!" demiştir.
Tabii öncelikle aşkı put edinmek gerekir, onun için önce 'Aşık Yunus' olmak gerekir. Hace Bektaş Veli'den nazar alıp Taptuk Emre'nin dergahına dümdüz odunları taşımak gerekir.
Kendime soruyorum, neleri put edindim, bilerek veya bilmeyerek.
Cevap çok, sonuç yok.
Oldukça tehlikeli bir hal, değil mi?
Amaaaan,
Varsın öyle olsun be... "Meyhaneci...koy, içki koy ya!"
"Doldur be meyhaneci, boş kalmasın kadehim!"
Hem Osho ne demiş? "I am not believer in fasting, I believe in feasting!"
Benim güneş havada, yükselen suda, ay ise yine havada olunca iki hava bir suya karşı 'bizımle deyılsın!' diyip diyip duruyor, durduramıyoruz.
Toprağı, ateşi zaten atmışım bi kenara, su ile uğraşmışım ömrüm boyunca.
Suya isim yazmaya çalışmak gibi oldukça gereksiz işler silsilesi...
Yükselenim Yengeç olduğu için su gruplarının ne kadar gereksiz olduğunu biliyorum, hakeza Balık Burcu'na da aynı şekilde garezim var.
Yalan olmasın, Balık erkeklerini severim, biraz safiyane bir bilinçte oldukları için onları kırmamaya çalışırım, çalıştıkça yapılarına daha çok alışırım, sonra bakmışım ki iyi arkadaş olmuşum.
Severim Balık erkeklerini, delikanlı elemanlardır.
Ama Balık kızları yok mu?!
İşte, onlar da beni severler!
O yüzden tanışıp burcunu öğrendiğim Balık burçlu kadınları titizlikle incelerim.
Günü geliyor bana aşık oluyorlar çünkü!
Ya da titizlikle incelediğim, üzerlerine çok düştüğüm için böyle olmuş olabilir, bilemedim şimdi.
Her halükarda, balıktan burç olmaz! Buğulama olur! Böyle biline..!
Beatsteaks - SaySaySay 'i dinledim elbette, ya bir de Sia - Chandelier 'i sevmeyen var mı ulan?
"Hani geceleri iki aşık birbirlerini düşünürken hüzünlenirler, balkona çıkıp aynı anda pırıl pırıl parlayan dolunaya bakarlar ya..."
"Evet?"
"Sikeyim öyle romantizmi!"
'Ah kaldırımlar biliyor, bir devir muhteşemdik' diyen küt saçları sarıya boyalı orta yaşlı kadınlar; ellerinde rakıları, sigaradan kısılmış sesleri. Ne yalan söyleyeyim, beni çok korkutuyorlar!
Ram Jam- Black Betty ve Duran Duran - Come Undone eşlik ettiler.